Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Sağlık Yüksekokulu

Ropörtaj- Hemşirelik Bilim ve Sanatın Birleştiği Profesyonel Bir Meslektir

Dünya'nın en zor meslek alanlarından bir tanesi olan Hemşirelik mesleği, 12-18 Mayıs tarihlerinde hafta olarak kutlanırken beraberinde pek çok sorun ve taleplerin de gündeme gelmesine vesile oluyor.

Mesleğin uzmanları bu haftayı en verimli şekilde değerlendirmeye çalışırken aynı zamanda karşılaştıkları sorunları dile getirip çözüm önerilerini de yetkili birimlere iletmeye çalışıyorlar.

Bu bağlamda ben de alanında önemli uzmanlardan sayılan ve yaklaşık 10 yıldır ÇOMÜ'ye ve Çanakkale'ye katkı sağlayan ÇOMÜ Sağlık Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Gülbu Tanrıverdi ile konuştum.

Mesleğin önemine, kaliteli hizmetin gerekliliğine dikkat çeken Tanrıverdi, sorunların çözüm noktalarında da önemli açıklamalarda bulundu.



Hemşirelerin en önemli farkı nedir?

Bizler hasta değil sağlıklı insanlara da ulaşıyoruz. Bunu insanların bize gelmesini beklemeden evlerine giderek yapıyoruz. Birey ve ailelerle ilk, en yakın ve en uzun süreli iletişimde olan meslek grubuyuz. Başka hiçbir meslek dalında kimse kendine gelinmeden başkasına gitmez. Biz insanların evlerine kadar gidip saatlerce konuşup, sağlık konusunda bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Amacımız sadece tedavilerine destek olmak değil aynı zamanda sağlıklarını korumak, geliştirmek ve erken tanı için farkındalık uyandırmaktır. Ortalama 10 yıldır Çanakkale'deyim. Bir halk sağlığı hemşiresi olarak bu süre içerisinde gitmediğim mahalle kalmamıştır. Yaşlıları, gebeleri, lohusaları, bebekleri, hastaları, özürlüleri evde, kendi ortamlarında gözlemliyor ve sağlık sorunlarını belirleyip hemşire olarak kendi tanılarımızla bakım veriyoruz.

Peki, hemşireliğin Türkiye'deki gelişimi ilk nasıl başlıyor?

Türkiye'de hemşirelik alanında üniversite eğitimine ilk olarak 1955 yılında Ege Üniversitesi'nde başlanmıştır. Avrupa'nın hiçbir yerinde yüksek lisans programı yokken 1968 yılında hemşirelik yüksek lisans programını Türkiye'de başlatmış bir mesleğiz. 1972'de ilk hemşirelik doktora programını açıp 1982'de ilk hemşire profesörünü yetiştirmiş bir alanız. Yani Avrupa'nın bile önünde giden bir lisansüstü eğitimine sahibiz.

12 Mayıs Hemşireler Günü; bu özel günde hemşirelik mesleğinin dünyadaki ve Türkiye'deki seyrini nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye'de kadın çalışmaları yapan bir akademisyen olarak diyebilirim ki, kadının güçsüzlüğünün arka planda kalması, hemşireliğe de zaman zaman yansıyor. Türkiye'deki gelişimine baktığımızda olması gereken bir yerde mi, maalesef değil. Halen mesleki anlamda sorunları çok fazla. Mesleki olarak çalışma saatleri, iş güvenliğindeki yetersizlikler, düşük ücretlendirilme, iş gücü pazarlanan bir meslek olma önemli sorunlarımız arasında. Hemşirelik eğitimi de önemli sorunlar yaşamakta. Kontenjanların yüksek olması, eğitimci sayısında ve niteliğindeki yetersizlik, uygulama alanlarındaki yetersizlik, eğitim ve uygulama kurumları arasındaki boşluk, üretilen bilginin kullanılmasındaki engeller en büyük sorunlarımız arasında. Bir de sürekli çeşitlendirilen hemşirelik eğitimi ve unvanlarımız var ki onlar da farklı bir sorun.



Bahsettiğiniz sorunların çözümü nedir?

Çözüm noktasındaki en büyük sıkıntı; mesleğimizle ilgili karar verme noktasında bizlerin bulunmasına çok fazla izin verilmiyor. Tabi bu sıkıntı birçok meslekte var. Ama şu unutulmamalı, eğer bir meslekte sorun varsa bunun çözümü o meslekle uğraşan kişiler sayesinde olur. Dışarıdan sadece katkı alınabilir. Yoksa birçok bilgiyi farklı alanlardan transfer ediyoruz. Farklı meslek gruplarının düşünceleri alınsa bile o meslek dalında çalışan insanların bakışı veya gözlemleri daha fazla yer almalı. Sorun var fakat sorunun çözümünde yer alan hemşire yok. Bizim adımıza kararları verenler başkaları oluyor. Böylece mesleğimize dair kararlarda biz yer alamıyoruz. Çözümler ise bu noktada gerçekçi ve kaliteyi temel alan çözümler olmuyor.

Dünyada şartları ile kıyasladığınızda Türkiye şartları nasıl?

Avrupa ve Amerika'ya göre ücretlendirilme ve iş koşulları açısından iyi durumda değiliz. Asya ve Arap ülkelerine göre mesleki anlamda daha iyi durumdayız. 2023'e kadar 400.000 hemşire olması hedefleniyor. Yaklaşık bir 10 yıl daha iş konusunda sıkıntı çekilmeyecek gibi. Tabi plansız programsız hemşire alımları devam ederse birçok meslek gibi işsizlik hemşirelik içinde sorun olacak.

Hemşirelerin çalışma mevzuatlarıyla ilgili yapılan herhangi bir çalışma var mı?

Hemşirelik kanunu Türkiye'de sağlık alanında çıkarılmış ilk kanunlardan bir tanesidir. Bakıldığı zaman 1954'de çıkarılan bir hemşirelik kanunu var. 2007 yılında bu kanun revize edildi. Bu kanuna göre hemşire, üniversite mezunu olmalı ancak buna 5 yıllık geçici madde eklendi. 5 yıl boyunca Sağlık Meslek Liseleri mezunları da hemşire olarak alınabilir dendi. Sonra bir beş yıl daha. Toplum en iyisini hak ediyor. En kalitelisini. O zaman mesleki olarak kalite konusundaki ısrarımıza herkes saygı duyup bunun geri dönüşlerini önemsemelidirler.

Günümüz Türkiye'sinde hemşirelik eğitimi başarılı mı?

Yıllarca çok fazla eğitim çeşitliliğine sahip olduk, olmak durumunda bırakıldık. Hemşirelik eğitiminde o kadar çok git-gel oluyor ki eğitim süresi 2 yıl olsun, liseye indirgeyelim, açıktan olsun gibi o kadar çok düşünce, uygulama var ki bu hemşireliğe zarar veriyor. Hemşirelik üniversite eğitimden geçtikten sonra yapılabilecek bir meslektir. Dünyadaki örneklerine baktığımızda üniversite düzeyinde verilen bir eğitim var. Ayrıca 4600 saatlik bir eğitimden geçiyor hemşirelerimiz. Açıkçası Tıp Fakülteleri dışında hiçbir mesleğin 4600 saatlik eğitimden geçtiğini düşünmüyorum. Bu kadar yoğun bir eğitimden geçtikten sonra mezun oluyorsun. Ancak bu unvan bu zamana kadar hemşirelik adına farklı eğitimden geçen herkese verildi. Düşünün ki 2007'ye kadar lise ve lisansüstü eğitim alanlar aynı unvan ile çalıştı. Bu ise adaletsizliğe ve tükenmişliğe sebep oluyor. İkisinin arasında bir fark olmalı. Maalesef toplum bu eğitimin farkını ve önemini hastalanıp hastaneye düştüğü zaman anlıyor.

Bu alanda eğitim veren yüksekokul sayımız nasıl?

Yaklaşık 140 tane hemşirelik lisans programı var. Azımsanacak bir rakam değil bu fakat yine de hemşirelik alanındaki açığı bir türlü azaltamıyoruz. Tabi ki bunlar tartışılacak konulardır. Hemşireliğin yoğunluğundan ve çalışma saatlerinden dolayı pasif hale gelmek isteyen meslektaşlarımız da var. Türk Hemşireler Derneği, Nisan ayında kanun için değişiklik tasarısı verdi. Çalışma saatleri ve bunun karşılığında aldıkları ücretler çalışanları tatmin etmiyor. Çok uzun nöbetler veriyorlar. Bu nöbetler hemşirenin dikkatini ve yapacağı bakımın kalitesini düşürüyor. Bu durum iş güvenliği açısından da risklidir. Hemşireler enfeksiyonlara maruz kalabilir veya şuan çok gündemde olan sağlık çalışanlarına karşı gerçekleşen şiddete de maruz kalabilirler. Manevi anlamda hemşirelerde tükenmişlik had safhada.

Bu kadar sorun karşısında kendinizi yetkili kurumlara yeterince ifade edebildiğinizi düşünüyor musunuz?

Türk Hemşireler Derneği bizim adımıza bu çalışmaları yürütüyor. Bu kadar çalışma saatleri içerisinde meslektaşlarımız örgütlenme imkânı bulamıyorlar. O kadar yoğun çalışma saatleri var ki işine mi yoksa aile yaşamına mı yetişsin arada kalıyorlar. Yine de meslektaşlarım arasında örgütlenmemiz iyi diyebilirim. Tabi sağlık alanında kalitenin artmasını istiyorsak tüm sağlık çalışanlarının çalışma saatlerinin en uygun şekilde hazırlanması gereklidir.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde öğrencilerimize hemşirelik alanında nasıl bir eğitim veriyoruz, eğitim ve istihdam konusunda ÇOMÜ'lü öğrencilerin durumu nedir?

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu öğrencileri iş yaşamında fark yaratıyorlar. Bu konuda büyük bir memnuniyet var. Mezunlarımızla sözleşme yapmak için ciddi bir talep var. Mezunlarımızın hepsi işine başlamış bir birey olarak mezun oluyorlar. Şuan öğrenci sayımız çok fazla, ona rağmen bu olanaklar sunuluyor. Eğer bizim talep ettiğimiz miktarda kontenjan açılırsa o zaman kalitenin daha da artacağına eminim. Sayı, nitelik açısından önemli, çünkü biz 50 kişi istiyoruz 120 kişi geliyor.

Hemşire denildiğinde kadınlar akla geliyor fakat artık erkeklerin de tercih ettiği bir meslek, değil mi?

2007 yılından beri yasa değişikliği ile erkekler de hemşire olabilmektedirler. Kaldı ki sağlık memurluğu bölümü kapatıldı ve hemşirelik bu anlamda tek seçenek.

12-18 Mayıs Hemşireler Haftası'nda ÇOMÜ'de bizleri bekleyen etkinlikler neler?

Uluslararası Hemşireler Birliği'nin her yıl dünya hemşireleri için belirlediği bir tema var. Bu tema her yıl değişiyor, bu yılki tema, ''hemşireler değişim için bir güç, etkili maliyet, etkili bakım''. Bu yıl çalıştayda hemşireler değişim için gerçekten bir güç mü, bu değişimi sağlamak için hemşireler neleri yapabilirler diyerek Çanakkaleli hemşireler ile bir araya geleceğiz.



Peki, bu fırsatı hemşirelere kimler verecek?

Daha önce Sağlık Bakanlığı bünyesinde Hemşire Hizmetleri Daire Başkanlığı vardı. Dünyada da bu şekildedir. Sorunlarımızın çözümü açısından iyi bir noktaydı. Tabi ki bunun değişmesi bizim için üzücü oldu. Yine de 2007'de yasada yapılan düzenleme bizim için çok önemli bir gelişimdir. Bu vesileyle o dönemin Sağlık Bakanına teşekkür ediyoruz. Sorunlar var olmaya da devam edecek, ancak çözüm bulma noktasında sorunun sahibi olan ve bu alanda bilim yapan insanlara her zaman fırsat verilmelidir. Örneğin Bakım Hizmetleri Müdürlüğüne hemşire dışında atamalar olmamalı. Bakım = Hemşire. Bu tartışılamaz. Bunu tartışmaya açarsak sağlık bakım hizmetleri kaliteden ödün verir.

Mesleğinizle ilgili olarak en büyük dileğiniz nedir?

Hak ettiği yerde olması, kendi sorunlarına kendi meslek uzmanları tarafından çözüm bulunması noktasında fırsat verilmelidir.

Röportaj : Öznur Doğangün

Deşifre : İbrahim Cebe

Fotoğraflar : İbrahim Cebe